HEMZEMİN

Tren temalı eserleri hep sevmişimdir. Bunun, küçük bir kız çocuğuyken babamla yaptığım tren yolculuğuyla alakalı olduğunu düşünmeye başladım şu günlerde. 5 kardeşin arasından beni ayrıcalıklı hale getiren bu yolculuğu unutmam mümkün değil. Uçağa ilk binen olamasam da trene binerek bu yarışta eşitlik kazanmıştım. Haberi tüm yakınlarıma iletmiştim, teyzem de pembe tüylü minik bir defter hediye etmişti, yaşadıklarımı yazayım diye. Yolun başlamasıyla ben de yazmaya başlamıştım. Trenin sallanmasından ötürü harflerim eğik büğük çıkıyordu kalemimden. Sanırım o günlerdeki tek derdim de buydu, bir de sudoku da babamın beni yenmesi…

Yasemin Karahüseyin bu romanıyla beni tekrardan o çocuk hallerime döndürdü. Sudoku’yu ilk defa öğrendiğim, insanları izlemekten yiyip içmeyi unuttuğum, bitmek bilmeyen ama hiç de can sıkmayan o uzun yolculuğa… Romanın her karakterinin kendinden bir şey bulduğu, istasyondaki o devasa büyüklükteki saat, yıllar öncesinde benim de dikkatimi çekmiş olacak ki gözlerimin önünden gitmek bilmiyor. Hemzemin’le birlikte zihnimin bu tozlanmış odasına bir temizliğe giriştim. Şimdi her şey daha pak.

Roman; aynı zaman diliminde istasyonda bulunan ama her birinin apayrı hikayeler taşıdığı insanlardan bahsediyor bize. Sayfaları çevirdikçe daha derinlere iniyorsunuz, onların bile inmeye korktuğu…

Pembe ve Yahya’yla başlıyor her şey; Azer, kağıttan adam, Ezine Teyze, iri adam, Maral, Elmas, Nebahat, Ali ve neva’yla devam ediyor. Mehmet’in hikayesi ve kendine verdiği sözden cayıp mektupları açmasıyla da son buluyor.

Unutuyoruz her insanın apayrı bir hikaye taşıdığını ve yaşadığını. Acımasızca eleştiriyor, yargılıyoruz. İnternet çağı, sosyal medya devri diyerek linç kültürünü öğrettik kendimize. Sonuçlarını düşünmeden, empati kurmadan kusuyoruz nefretimizi. Sosyal medya da ‘beğen’, ‘takip et’ gibi seçeneklerin dışında ‘engelle’, ‘sessize al’ gibi butonlarda var. Hoşumuza gitmeyen şeylerden bahseden hesapları, bu şekilde kendimizden uzak tutabiliriz. Muhatap olmak istiyorsak da üslubumuzu koruyarak elbetteki cevap verebiliriz. Fakat linç,küfür hiçbir zaman bir seçenek olmamalı.

Konuyla ilgili dizi önerisi: Black Mirror “Sosyal Linç” (3.sezon son bölüm)

GAYE

Reklamlar