Aslında Biz Minimalistiz

Minimalizmi neden bu kadar coşkulu karşıladık? Bizim için çok mu yeniydi, yoksa unuttuğumuz bir gerçek miydi?

Sanırım 2 sene önce bir sabah vakti tanıştık bu akımla. İlgimi çeken yanı neydi bilmiyorum ama 1 hafta boyunca aralıksız araştırdım. Öğrendiklerimi anneme aktarmaktan da geri kalmıyordum tabi. Sohbetlerimizin ana konusu artık bu akımdı. Anneme her şeyden bahsetmiştim ama bundan evdekilere bahsetmemesi gerektiğini söylemeyi unutmuştum. Korktuğum başıma gelmişti ve 2-3 gün geçmeden ev de alay konusu olmayı başarmıştım. “Su verir misin minimalist?”, “Ooo minimalist hanım gelmiş”, “Zaten sen minimalistsin…”, gibi şakaların yeni kurbanıydım. Abim, “Saksafon çalmak istiyorum” diye eve geldiği zaman onunla bir hafta alay etmemiş olsaydım, belki de bunlar başıma gelmezdi. Ya da küçük kardeşim dans kursuna yazılınca…
Ev kuralları bunu gerektirir ama değil mi? Alışılmadık bir şeyle gelirsin, heybeni iyi-kötü şakalarla doldurup gidersin.

Yeryüzünde ‘minimalizm’, ‘minimalist’, ‘mini’ gibi kelimeleri içeren şakaların tükenmesiyle, ben de rahat bir nefes alabilmiştim. Şakalar bitmişti ama benim merakım bitmemişti. Hala mutfak sohbetlerimizin baş kahramanı bu akımdı. Sıradan bir akşam yemeği hazırlığında annemin, “Aslında biz minimalistiz” demesiyle taşlar yerine oturmaya başladı. Kendimizi bu sıfata evire çevire de olsa yakıştırmıştık, hiç efor sarfetmeden minimalist oluvermiştik. Peki neydi bizi bu denli cesaretli kılan?

İşte bu soru araştırmalarıma apayrı bir boyut katmıştı. Farklı zamanlarda tanışmıştım minimallerle, biliyordum. Dış araştırmalarımı bırakıp içe yönelince buldum onları. O kadar da uzak değillermiş, zaten her gün bizdelermiş; Minimalist olmak da gerekmiyormuş, müslüman olmak yetiyormuş.

Sadeliğe övgüler yağdıran bu akım, sadeliği zaten içinde barındıran İslam diniyle elbetteki bağdaşıyor. Hakikat dini “İsraf haramdır” diyerek, ihtiyaç dışı alımları engelleyip, eldekileri yerli yerinde kullanmayı tavsiye etmekle kalmayıp, emretmiştir. Akımın mottosu sayılan “Az çoktur” İslam tarafından asırlar önce dile getirilmiş, Ayet-i kerime de şöyle buyrulmuştur: “Allah, faiz malını mahveder, sadakaları ise artırır (bereketlendirir). Allah hiçbir günahkâr nankörü sevmez.” (Bakara 276)

Minimalizm her fırsatta ihtiyaç fazlasını vermenin kişiyi rahatlattığını söyler. İslam ise vermeyi tavsiye etmekle kalmaz, zekatla emreder; sadakayla öğütler. Ayet-i kerime de şöyle buyrulur:
“Mallarını Allah yolunda sarfedenlerin durumu, yedi başak bitiren ve her başağında yüz tane bulunan bir tek (tohum) tane(si)nin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah ‘rahmet ve ihsanı bol olan’ ve (her şeyi) bilendir.” (Bakara 261) 

Bu zaten her zaman bize tavsiye edilendi. Efendimiz’in (sav) yaşam tarzıydı, O’nun ashabının, yolundan gidenlerin…O yoldan sapmış olan bizdik. Yol da o kadar sersemlemiştik ki nereden geldiğimizi unutup, pencereden bakarken gördüğümüz kendi bağlarımızı, başkalarının bahçesi sanmıştık. Büyük bir hayranlıkla da sahiplenmiştik o bahçeleri. Bir hatırlayabilsek nereden geldiğimizi, kendi bağlarımızın güzelliğini…

Düşündükçe her şey daha da berraklaşıyor. Düşünmeye devam…

GAYE

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s